Son yıllarda sosyal medyada giderek yaygınlaşan bir ifade dikkat çekiyor:
“İlkokulda/lisede bana zorbalık yapan kişi şimdi psikolog oldu.”
Bu cümle yalnızca kişisel bir şaşkınlığı değil; aynı zamanda güç, etik, kişilik gelişimi, travma ve meslek kimliği gibi birçok psikolojik temayı içinde barındırıyor. Peki bu durum neden bu kadar tetikleyici? Zorbalık geçmişi olan birinin psikolog olması ne anlama gelir? Ve bu gerçekten bir çelişki midir?
Bu yazıda, söz konusu akımı hem zorbalık yapan kişi hem de zorbalığa maruz kalan kişi açısından, psikodinamik ve şema terapi perspektifleriyle ele alacağız.
Zorbalık Nedir ve Neyi Besler?
Zorbalık; tekrar eden, kasıtlı ve güç dengesizliği içeren davranışlar bütünü olarak tanımlanır (Olweus, 1993). Çocukluk ve ergenlik döneminde zorbalık davranışları çoğu zaman:
-
Güçlü hissetme ihtiyacını,
-
Kontrol duygusunu,
-
Bastırılmış öfkeyi,
-
Kırılgan benlik saygısını
regüle etme işlevi görür.
Bu nedenle zorbalık yalnızca “kötü davranış” değil, çoğu zaman işlevsel bir baş etme stratejisidir. Sorun, bu stratejinin yetişkinlikte dönüşüp dönüşmemesidir.
Güç ve Kontrol İhtiyacı Neden Psikoloji Mesleğine Yönelebilir?
Bazı bireyler için psikologluk mesleği yalnızca yardım etme motivasyonu değil, aynı zamanda:
-
İnsanların iç dünyasına erişim,
-
Duygusal süreçler üzerinde etki,
-
Bilgi yoluyla otorite kurma
imkânı sunar.
Çocuklukta açık zorbalıkla ifade edilen güç ihtiyacı, yetişkinlikte daha sofistike ve sosyal olarak kabul gören rollere evrilebilir. Burada zorbalık sona ermez; biçim değiştirir.
Bu durum terapötik ilişkide:
-
Üstten konuşma,
-
Danışanın deneyimini geçersizleştirme,
-
“Ben bilirim” dili
gibi mikro-zorbalıklar şeklinde ortaya çıkabilir.
Onarım (Reparasyon): Dönüşüm mü, Maskeleme mi?
Psikanalitik kurama göre onarım (reparasyon), kişinin geçmişte verdiği zararı telafi etme çabasıdır (Klein, 1940). Zorbalık geçmişi olan bazı bireyler gerçekten:
-
Kendi agresyonlarını fark ederek,
-
Suçluluk ve utançla yüzleşerek,
-
Daha etik ve şefkatli bir benlik inşa etmek amacıyla
psikoloji alanına yönelebilir.
Ancak burada kritik soru şudur:
Bu yönelim gerçek bir iç-görüye mi dayanıyor, yoksa yalnızca “iyi biri” kimliğiyle yapılan bir telafi midir?
Eğer kişi kendi zorbalığını çalışmamışsa, meslek seçimi içsel dönüşüm değil, ahlaki kamuflaj işlevi görebilir.
Empati Yanılgısı: Hissetmek mi, Bilmek mi?
Psikoloji eğitimi empatiyi öğretir; ancak empati tek bir beceri değildir.
Decety ve Jackson’a (2004) göre empati iki ana bileşenden oluşur:
-
Bilişsel empati: Karşıdakinin ne hissettiğini anlamak
-
Duygusal empati: Karşıdakinin duygusuyla rezonansa girmek
Zorbalık geçmişi olan bazı kişiler bilişsel empatiyi çok iyi geliştirir.
Ancak duygusal empati sınırlıysa, terapötik ilişki teknik olarak “doğru”, duygusal olarak yoksun olabilir.
Bu da danışan tarafından sıklıkla şu şekilde hissedilir:
“Anlaşılıyorum ama tutulmuyorum.”
Şema Terapi Perspektifi: Aşırı Telafi Eden Terapist
Şema Terapi’ye göre erken dönem uyumsuz şemalar, yetişkinlikte farklı baş etme stilleriyle yönetilir. Bunlardan biri aşırı telafidir (Young ve ark., 2003).
Örneğin:
-
Kusurluluk şeması → “En etik terapist olmalıyım”
-
Zarar vericilik algısı → “Herkese yardım eden biri olmalıyım”
Bu durumda psikolog kimliği, içsel çatışmaları yatıştıran bir role dönüşür.
Ancak şemalar çalışılmadığında, bastırılan öfke, kibir ya da kontrol ihtiyacı ilişkisel düzeyde sızmaya devam eder.
Mağdur Açısından Neden Bu Kadar Tetikleyici?
Bu akımın bu kadar yayılmasının önemli bir nedeni de zorbalık mağdurlarının yaşadığı adaletsizlik duygusudur.
Mağdur için bu durum şunları tetikler:
-
Görülmemişlik,
-
Korunmamışlık,
-
“Ben hâlâ bununla uğraşıyorum” hissi
Bu tepki çoğu zaman bugünkü yetişkine değil, geçmişte yalnız bırakılmış çocuk benliğe aittir (Herman, 1992).
Psikologluk Kişisel Olgunluk Garantisi midir?
Toplumda yaygın bir yanılgı vardır:
Psikoloji eğitimi alan kişi otomatik olarak duygusal olarak olgundur.
Oysa araştırmalar, terapistin etkinliğinde en belirleyici faktörlerden birinin kendi kişisel çalışması olduğunu göstermektedir (Norcross & Wampold, 2011).
Kendi terapisine girmemiş, süpervizyonu içselleştirmemiş bir terapist:
-
Bilgili olabilir,
-
Ama ilişkisel olarak sınırlı kalabilir.
Sonuç: Bu Akım Aslında Ne Söylüyor?
“İlkokul zorbam psikolog oldu” söylemi tek başına bir suçlama değil; bir etik ve farkındalık çağrısıdır.
Psikolog olmak bir meslektir.
İyilik ise sürekli çalışılması gereken bir süreçtir.
Belirleyici olan geçmiş değil, o geçmişle ne yapıldığıdır.
Kaynakça
-
Decety, J., & Jackson, P. L. (2004). The functional architecture of human empathy. Behavioral and Cognitive Neuroscience Reviews, 3(2), 71–100.
-
Herman, J. L. (1992). Trauma and Recovery. Basic Books.
-
Klein, M. (1940). Mourning and its relation to manic-depressive states. International Journal of Psychoanalysis, 21, 125–153. https://psycnet.apa.org/record/1940-04560-001
-
Norcross, J. C., & Wampold, B. E. (2011). Evidence-based therapy relationships. Psychotherapy, 48(1), 98–102.
-
Olweus, D. (1993). Bullying at school. Blackwell. https://psycnet.apa.org/record/1994-97361-000
-
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. Guilford Press. https://psycnet.apa.org/record/2003-00629-000
